EN
Erken Dönem Sinemanın Sihirbazları: Georges Méliès ve Segundo de Chomón Geçmiş Programlar
Kapat

Sinemanın ilk yıllarında yapılan filmler bugün alıştığımız gibi uzun ve konulu değil, genellikle birkaç dakikalık hareketli tablolar gibiydi. Bu filmlerin bazıları belgesel tadında, gerçek olayları ve mekânları kayda alırken, diğerleri de tam tersine, gözün göremeyeceği, hatta kimsenin hayal edemeyeceği fantezileri göstermeye odaklanmıştı. ‘Trük film’ adı verilen ve kameranın farklı hızla kayıt yapma, stop-motion, split-screen gibi teknik olanaklarından faydalanan kısa filmler sinemanın öncü isimlerine her seferinde yeni bir teknik hüner gösterme olanağı sağlıyordu. Fransız sihirbaz ve kuklacı Georges Méliès (1861-1938) 1896’dan itibaren çektiği filmleriyle kısa zamanda dünya çapında tanındı. Özellikle 1902 tarihli, Ay’a Yolculuk’tan (Le voyage dans la lune) başlayarak filmleri defalarca taklit edildi.

1902’den itibaren Méliès’in başarısını gıptayla izleyen Charles Pathé, ona rakip olması için yaratıcı isimler ararken Barselona şubesinde film renklendirme işlerinde çalışan Segundo de Chomón’u (1871-1929) Paris’e getirtti. 1902’den 1912’ye dek Pathé için çalışan De Chomón, gerek birçok teknolojik yeniliğe, gerekse yepyeni mizansenlere imza attı. Aynı zamanda kendi şirketi Ibérico Film’i de kurarak Barselona merkezli belgeseller ve kurmaca filmler çekti.

Günümüzde, popüler görsel kültüre damgasını vurmuş Ay’a Yolculuk filmiyle her sinema tarihi kitabında aldığı tartışılmaz yeri sayesinde Méliès ismi daha iyi bilinmesine rağmen, De Chomón’un sinemaya bıraktığı izler de dikkate değer. Örneğin El Hotel Eléctrico (1908) filmi Buster Keaton’ın The Electric House (1922) filmine ve hatta günümüze kadar bazı video kliplere esin kaynağı oldu. 1912’de Pathé’den ayrılan De Chomón, İtalyan dramları için akıl almaz görsel efektler tasarlayarak hünerinin sadece trük filmleriyle kısıtlı kalmayacağını da kanıtladı.

Son zamanlarda, geç de olsa dikkatimiz sinemaya emeği geçen kadınlara da yoğunlaşıyor. Bu nedenle bu iki yaratıcı ismin birçok filminde görünen eşlerini de anmamak doğru olmaz; gerek Méliès’in ikinci eşi Jehanne d’Alcy (1865-1956), gerekse Julienne Mathieu (1874-1943) sadece kameranın önünde değil arkasında da, hem çekimler sırasında hem de sonraki aşamalarda, örneğin filmlerin renklendirmesine kadar her konuyla doğrudan ilgileniyorlardı. D’Alcy Méliès’in sahibi olduğu Théâtre Houdin’in oyuncu kadrosunda olduğu için 1896’dan itibaren filmlerde rol almaya başladı. Mathieu ise 1905’ten itibaren kameranın önüne geçse de aslında seneler önce De Chomón ile evlenmiş ve 1902’den itibaren Pathé için film renklendirme atölyesinde çalışmaya başlamıştı.

Geçtiğimiz senelerde dünyanın birçok arşivinde bulunarak orijinal renkleri ve uzunluklarıyla restore edilen Méliès ve De Chomón filmlerinden oluşan derlemeler daha neredeyse ölmeden unutulan bu öncülerin aslında sinema tarihine nasıl damga vurmuş olduklarını değerlendirmek için eşsiz bir fırsat sunuyor.

 

Elif Rongen-Kaynakçı
Eye Filmmuseum Sessiz Film Küratörü

Kadıköy Belediyesi Sinematek/Sinema Evi'nde otopark alanı mevcut değildir; dolayısıyla sitemizdeki haritada işaretlenmiş olan, civar otoparkları kullanabilirsiniz.


Toplu taşımayı tercih edecek ziyaretçiler, Kadıköy'den düzenli aralıklarla kalkan Bostancı dolmuşlarını kullanarak Hasırcıbaşı Caddesi'nin girişinde inebilirler. Sinematek/ Sinema Evi tabelalarını takip ederek 5 dakikalık yürüme mesafesindeki kurumumuza ulaşabilirsiniz. Yine aynı yöne ilerleyen İETT otobüsleriyle de Barış Manço durağında inip yönlendirme tabelalarını takip ederek kurumumuza ulaşmanız mümkündür.