Sevgili Agnès'e bir Veda Mektubu...

Sevgili Agnès,

Size son mektubu bu şartlarda yazacağım hiç aklıma gelmezdi. Oysa size söylemek, anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki…  Biliyorum, en yakınınızdakilerden biri olan Didier Rouget elçiniz olarak adınıza düzenlediğimiz retrospektif için İstanbul’a geldiğinde, bunlardan birkaçını sözlü olarak kendisine nakletme fırsatını bulmuştum. Sinematek Derneği’nin 1965’teki açılışının 5’ten 7’ye Cléo ve Mutluluk filmlerinizle yapıldığını, 9-30 Mart 2019 arasında düzenlenen 31 filmlik retrospektifinizin ilk filmlerinin yine aynı filmler olmasının anlamı üzerinde sohbet etmiştik. Didier Mutluluk filminin 1965 gösteriminde seyircilere dağıtılan filmin özetinin (Sinematek filmleri o zaman henüz altyazılı değildi) fotoğrafını çekmiş, bunu size göstereceğini heyecanla söylemişti.

Aynı gün Didier’ye, 1965’teki bu ilk gösterimlerden daha sonra İstanbul’a başka filmlerinizi sunmak için geldiğinizde, kalmak istediğiniz Pera Palas otelinin Haliç’e bakan büyükçe balkonundan karşınızdaki manzarada güneş batarken, bakmaktan nasıl vazgeçmek istemediğinizi “Ne kadar güzel! Ne kadar güzel!” sözleriyle onurunuza düzenlenen akşam yemeğine refakat etmekle yükümlü olan benden birkaç dakika daha süre tanımamı rica ettiğinizi anlatmıştım. O balkondan Haliç’e bakarken neler düşündüğünüzü hâlâ merak ederim.

Didier’ye birkaç gün sonra Paris’te olacağımı, mümkünse sizi görmek istediğimi söylediğimde ise, gözleri dolu dolu “Agnès çok hasta” demişti…

Dün Didier’yle telefonda konuştuğumda, hıçkırıklar içinde “konuştuklarımızın hepsini Agnès’e aktardım dönüşümde. Çok sevindi, çok…” diyebilmişti ancak. Bundan eminim sevgili Agnès! Didier Paris’e döndükten bir gün sonra, bize bahçenizden, gardenyalar arasında, retrospektif için gelemeyeceğinizi ama İstanbullu sinefillere en iyi dileklerinizi söyleyip, gözlüklerinizi tutan sağ elinizle boşlukta yer açarcasına “bye bye” dememiş miydiniz?

Uzun zamandan beri üstünde çalıştığımız retrospektifinizin 30 filmlik programı kesinleşip basıldıktan sonra, Berlin festivalinde ilk gösterimi yapılan Agnès, Varda’yı Anlatıyor filminizin dünyada Berlin’den sonraki ilk gösteriminin bu toplu gösterim çerçevesinde yapılabilmesi için anlaşmaya varabildik ve filminiz için zorlukla bir tarih bulabildik: 29 Mart 2019 Cuma günü 20.30’da…

O gün öğle üzeri haber düşüverdi. Bütün bu üzücü haberler gibi, kısa, öz, acımasız… Bunun bizim için ne ifade ettiğini önümüzdeki zaman bildirecek. Sizi kaybederken neleri yanınızda, bir daha geri gelmeyecek biçimde götürdüğünüzün bilincine daha sonra varacağız…

Dün, Agnès, Varda’yı Anlatıyor filminizi, programda yer aldığı biçimde gösterdik. Filmden önce çok genç bir kadın birkaç karanfili perdenin önüne bıraktı. Ben birkaç söz söyledim. Dopdolu salonda çıt çıkmadan izlendi filminiz. Bitince de dakikalarca süren alkışlarla uğurlamak istedik sizi. Bu anlar sizinle filmleriniz aracılığıyla 20 günde nasıl bir sıcak arkadaşlık kurduğumuzu gösterdi bize.

Bugün Agnès Hakkında Her Şey retrospektifi üç filminizle sona eriyor. Sevgiliniz, eşiniz Jacques Demy için yaptığınız üç filmle, Rochefort’un Genç Kızları 25 Yaşında, Jacques Demy’nin Dünyası ve Nantes’lı Jacquot’yla bitirmenin hoşunuza gidebileceğini düşünmüştük. Salonlar yine dolu, bütün biletler yine satıldı.

Sevgili Agnès, sinefiller ve sinemaseverlerle yaratıcılığınızı paylaştınız. İncelik ve nezaket kadar dik duruşun en anlamlı örneklerini verdiniz. Mizah anlayışınızın üstüne yoktu. Size, ödenmesi gereken bir borç yaptık, gönüllü biçimde hem de. Ödeyebilecek miyiz acaba?

Büyük saygımız ve sevgilerimizle,

Işıklar içinde uyuyun

Jak Şalom
İstanbul, 30 Mart 2019