Yeni Sinematek/Sinema Evi nasıl doğdu?

17 Haziran 2013 akşamı, Türk Sinematek Derneği’nin eski çalışanlarından ve ona, geçen zamana rağmen aşınmaz gönül bağlarıyla bağlı olan birkaç arkadaş, Hülya ve Ali Uçansu, Vecdi Sayar, Sungu Çapan, Mete Akalın, Mustafa Göçmen ve Mustafa Altıntaş’la bir araya geldik. Ayrılmadan, 48 yıl önce Onat Kutlar’ın imzalayıp bana verdiği boş bir antetli kâğıdı arkadaşlarıma gösterdim. Onat Kutlar’ın anısına, adlarımızla birlikte “48 yıl sonra, beraberiz” yazıp imzalarımızı attık ve “2 yıl sonra yine beraber olabilmek” umuduyla evlerimize döndük.
 

Kısa bir süre sonra bu 50. yıl fikri aklımı kurcalamaya başlamıştı. Kaldı ki, 2015 yılı aynı zamanda sevgili Onat Kutlar’ı bombalı bir saldırı sonucunda kaybedişimizin 20. yıldönümü olmayacak mıydı? Türkiye’ye Türk Sinematek Derneği gibi bir aydınlanma hareketi kazandıran ve 15 yıl boyunca yaşatan Onat Kutlar, Hüseyin Baş, Şakir Eczacıbaşı ve arkadaşları anılmayacaklar mıydı? Bu yolda bir etkinlik düzenlenmeyecek miydi?
 

“İki yıl önce, sevgili Onat Kutlar’ı yitirdiğimizin 20. yılında İKSV’ye başvurarak bir etkinlikle dostumuzu anmamızın yerinde olacağını söyledim. İstanbul Modern’de bir panel düzenlendi, Onat’ın çok sevdiği, Visconti’nin Leopar filmi gösterildi 1.

Bu etkinliğin arkasının gelmesini, Sinematek’in 50. kuruluş yıldönümü vesilesiyle 50 filmden oluşan bir seçkinin, ülkemizin önde gelen akademisyenleri, sanatçıları, gazetecileri, eleştirmenleri, yönetmenleri tarafından sunulmasını önerdim ve (…) Sinematek Yaşıyor! 50. yılda, 50 film, 50 sunum etkinliğini Kadıköy Belediyesi’ne götürdüm, hemen ve tartışmasız kabul edildi 2 ve Caddebostan Kültür Merkezi’nde yapılması kararlaştırıldı. Aynı şekilde, Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi de geçenlerde aramızdan ayrılan sinema âşığı Mithat Alam’ın onayıyla, etkinliği başlattı. Etkinliğin ikinci bölümünde Pera Müzesi de bize katıldı. Böylece her hafta 500 kadar sinemasevere, sinema tarihinin önemli filmlerini, her filmi yalnızca bir kere ve ücretsiz olarak göstermeyi gerçekleştirebildik 3."

 
Sunumlar filmlerden önce, yaklaşık 20 dakikalık bir süreyle yapıldı. Filmlerin uzunluğu izin verdiğinde, gösterimden sonra söyleşilere de yer verildi. Bir tarihçinin Leopar’ı, bir psikiyatristin Hitchcock’un Vertigo’sunu, bir kriminoloji uzmanının Kurosawa’nın Rashomon filmini sunmalarının yalnızca sinema alanında değil, çok ihtiyacımız olan genel tartışma ortamına da katkıda bulunacağını düşündük ve bunda yanılmadık 4  5.

Gösterimler Ocak 2017 ortalarında son buluyor. İzleyiciler, bu girişimin gerçekleşmesini sağlayan üç kurum bundan sonra ne olacağını sordular. İlk günden son güne kadar bütün bütüne gönüllü olarak çalışan küçük bir ekip buna yanıt bulamadı (…)”

(Jak Şalom, Sinematek Yaşıyor!, Psikesinema, Ocak-Şubat 2017, Sayı 9, s. 43)

Mart’ın soğuk günlerinden birinde, bir serginin açılışında Kadıköy’ün Belediye Başkanı Sayın Aykurt Nuhoğlu ile karşılaştım. “Jak Bey, seneye devam ediyoruz, değil mi?” “Neye, sayın başkanım?” “Film gösterimlerine!” “Şimdiye kadar yapılanlar küçücük ve gönüllü bir ekiple gerçekleştirildi. Bu böyle göçebe bir biçimde sürdürülemez…” “Ya ne olacak?” “Bu kadar kültür merkeziniz var Belediye olarak. Bir tanesini bu işe ayırırsanız olur…” Hiç beklemediğim bir soruya ancak bu cevabı bulabilmiştim. “Düşünelim…” sözüyle sohbet sona erdi.

6 Mayıs 2017’de, Kadıköy Tesak’ta, Yılmaz Güney’in 80. doğum günü dolayısıyla Adnan Özyalçıner, Ayşe Emel Mesçi ve Abâ Müslim Çelik’le bir söyleşiye katıldım. İzleyiciler arasında yer alan Sayın Aykurt Nuhoğlu, söyleşi sonunda vaktim olduğu takdirde benimle biraz konuşmak istediğini söyledi. Sayın Başar Necipoğlu’nun da katılmasıyla bir araya geldik. “Jak Bey, şu sinematek denen şey nedir, bize anlatır mısınız?” diye başladı Belediye Başkanımız. Ve iki buçuk saat süreyle bir sinematekin, bir film arşivinin ne olduğunu, neye yaradığını, sinema mirasını, film kültürünü, bunları yaymanın niçin önemli olduğunu, dünyanın önde gelen sinema kurumlarında nelerin bulunduğunu, nasıl işlediklerini elimden geldiğince anlattım. 

Kısa bir süre sonra, Haziran 2017’de bir gün Kadıköy Belediyesi’nden bir telefon geldi. “Belediye Başkanımız sizinle görüşmek ister…” “Yurt dışındayım ne yazık ki…” “Size e-posta atabilir miyiz?” “Tabii, ne zaman isterseniz…”

30 Haziran 2017 günü gelen e-posta şu haberi veriyordu: “Belediyemizce satın alınan Osmanağa Mahallesi, Yoğurtçu Parkı yakınında bulunan 1430 ada 96 parselde çalışmalarına başladığımız bina projemiz ektedir. Projemiz, eski eser yapıda Kent Konseyi Binası, camlı bölümde ise Sinematek Binası ile açık ve kapalı ortak kafeden oluşan bölümden ibaret olup, bodrum katında ise yaklaşık 200 kişilik teleskopik tribün ile çok amaçlı hale dönüşebilen salon ve fuaye alanları mevcuttur (…) Projemiz avan proje aşamasında olduğundan Sinematek için mekân adlandırılmaları sizin yönlendirmelerinizle düzenlenebilecektir.”            

E-postayı bir daha okumalı! Evet, Kadıköy Belediyesi bir sinematek oluşturmaya, hem de bunu bu iş için inşa edilecek bir bina ile yapmaya niyetli görünüyordu. Planlara bir göz gezdirelim… Düzeltilmesi gereken bir şeyler var… Ama bu habere sevinmemek mümkün mü?! Uzun bir e-posta ile görüşlerimi bildirdim. 20 Temmuz 2017’de İstanbul’da bir toplantı yapılmasını kararlaştırdık.

20 Temmuz’da masanın etrafı kalabalıktı. Ama güzel bir kalabalık. Bu işin düşünülmesi ve tasarlanması için kimler gerekliyse hepsi oradaydı. Görüşler, karşı görüşler tartışıldı ve projeye (sonradan birçok kere değişeceğini henüz bilmediğim) son hali verildi.

Açılan ihale 6 Aralık 2017’de sonuçlandı. Yasal itiraz süreleri geçtikten, sondaj çalışmaları yapıldıktan sonra, Şubat 2018 başında müteahhide yer teslimi yapıldı.

Daha önce arsada 1980’li yıllara kadar ayakta durmayı başarmış bir köşk ile onun serası varmış. Yık(tır)ılmadan önce rölövesi yapılmış. Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu inşaata izin veriyor ama aslına uygun olması koşuluyla. Her şey bitince şuna benzer bir şey çıkacak ortaya.

 

Proje tamamlandığında, Türk Sinematek Derneği’ni kuran ekiple ve özellikle Onat Kutlar’la çalışmış, ilerlemekte olan yaşına rağmen genç durmaktan vazgeçmemiş bir sebat sahibi ile öngörülü bir belediye başkanının neredeyse bir ütopyası yaşama geçerek gerçek olacak.


Kullanıcılar, sinemaseverler söyleyecek son sözü. İlk heyecana uyacağını ümit edelim.

Jak Şalom


Önemli tarihler:

17 Haziran 2013 – Türk Sinematek Derneği’nin 50. Kuruluş yıldönümü için 2015’te “bir şeyler yapma” fikrinin ortaya atılması

05 Şubat 2016 -  Sinematek Yaşıyor! Etkinliğinin Caddebostan Kültür Merkezi, Pera Müzesi ve Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde başlaması

13 Ocak 2017 – Sinematek Yaşıyor! 50. Yılda, 50 film, 50 sunum etkinliğinin son bulması

6 Mayıs 2017 – Sayın Aykurt Nuhoğlu ile Jak Şalom’un bir sinematekin ne olduğu konusunda görüşmesi

20 Temmuz 2017 – Sinematek / Sinema Evi’nin planlarının konuşulduğu toplantı

6 Aralık 2017 – Sinematek/Sinema Evi’nin ihalesinin sonuçlanması

Şubat 2018 – Sinematek/Sinema Evi inşaatının yer tesliminin yapılması, inşaatın başlaması

2018-2019 – Sinematek/Sinema Evi’nin inşaatı

 

 

 


1 09 Nisan 2015

Kadıköy Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Prof. Dr. Simten Gündeş tarafından ve onun sayesinde.

3 05 Şubat 2016 - 13 Ocak 2017

4 Doğan Hızlan’ın 11.02.2016 tarihli Hürriyet yazısı : http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/dogan-hizlan/sinematek-yeniden-hayatimizda-40052906

5 Sunum yapan isimler: Ezel Akay, Müjdat Gezen, Vecdi Sayar, Mehmet Güleryüz, Ercan Kesal, Bengi Semerci, Erden Kıral, Jak Şalom, Özgür Mumcu, Tayfun Pirselimoğlu, İlber Ortaylı, Murathan Mungan, Atilla Dorsay, Yankı Yazgan, Burçak Evren, Ege Cansen, Filiz Kutlar, Cevat Çapan, Janet Barış, Sevin Okyay, Okan Ormanlı, Aslı Öngören, Deniz Türkali, Feride Çiçekoğlu, Fırat Yücel, Ali Alpar, Sema Kaygusuz, Haydar Ergülen, Oğuz Makal, Hülya Uçansu, Zafer Toprak, Zeliha Berksoy, Hakkı Başgüney, Murat Gülsoy, Genco Erkal, Mustafa Altıntaş, Fuat Erman, Emin Alper, Füruzan, Sevil Atasoy, Ahmet Kuyaş, Yazgülü Aldoğan, Özcan Alper, Nebil Özgentürk, Ahmet Ümit.